Slideshow

markalaşma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
markalaşma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Aralık 2013 Cuma

Neden Marka Olamıyoruz?

Ülkemizin özellikle değer yaratma açısından en önemli sorunlarından bir tanesi markalaşma faaliyetlerinin genel bir anlayış hâline dönüşmemesidir. Bunun önemli nedenlerinden biriyse ülkemizdeki işletmelerin marka olmayı ve markalaşmayı, patent alma ve logo oluşturmadan ibaret olduğunu düşünmeleridir. Ancak markalaşmak sadece patent alma ve logo oluşturmadan ibaret değildir.Eğer bir markanız olacaksa markanızın içini dolduracak ögeler ciddiyetle ele alınmalı ve bu konuda ilerlemek için bir yol haritanız olmalıdır.
Ülkemizde marka yaratmayı başarabilmiş işletme yok mu? Tabii ki var; ancak yurt dışına açılabilmiş ve yurt dışında Türkiye markasını yaşatabilen markaların sayısı gerçekten çok az. Global ölçekte olabilecek markaları saymanızı istesem, birçoğumuzun aklına ilk geleni sanırım Türk Hava Yolları olacaktır. Türk Hava Yolları da buraya gelmek için ciddi çaba gösterdi; ancak yine de marka değeri açısından yeteri kadar büyüdükleri söylenemez. Hâlâ dünyanın en değerli 100 markası arasında bir Türk markası bulunmuyor.
Markalaşma konusundaki önemli engellerden biri de ülkemizdeki işletmelerin %96’sını küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin yani KOBİ’lerin oluşturması. KOBİ’lerin birçoğunun vizyon, misyon ve geleceğe dair organik büyüme stratejileri olmadan yönetilmesi kısa sürede birbirinin aynısı ve gerçekten değer yaratmak açısından hiç de farklılaşmayan işletmeler ortaya çıkarmıştır. Jack Trout’un “Farklılaş Ya Da Öl!” dediği bir dünyada birilerinin kopyası olmak, sizi öldürecek kadar ciddi bir hatadır. Zaten bu hata nedeniyle de bir sürü küresel markanın üretimlerinin Türkiye’de yapılmasına ve markalaşma faaliyetlerine zaman ve para ayrılmadığı için üzerinde “Made in Turkey” yazmasına rağmen katma değerin keyfini Zara, Bershka, Pull and Bear gibi markalar sürüyor.
İşte bu farklılaşmayı getirebilecek en önemli adımlarından birisi inovasyondur. Birçok yerel pazara baktığınızda, sektörleri incelediğinizde Amerikan menşeli markaların genel bir üstünlüğünü görürüz. Mesela içecek sektörüne baktığınızda Coca-Cola ve Pepsi, fast food zinciri olarak Mc Donald’s ve Burger King, bilişim sektöründeyse Apple ve Microsoft gibi firmaları görüyoruz. Dünyadaki büyük ilaç firmaları da hem piyasa hem de marka değerlerini inovasyona, yani ARGE faaliyetlerine ayırdıkları sermayeye borçlular. İnovasyon o kadar önemli bir şey ki, bazı firmalar yıllık cirolarının %10′unu doğrudan inovasyon yaratmak için bir sonraki yıla bütçe olarak aktarıyor. Ancak inovasyon ile farklılaşabileceklerini ve yine ancak bu şekilde hayatta kalabileceklerini biliyorlar. Bu da onlara farklılaşma ve rekabeti çeşitlendirme olanağı sunuyor. Bu yüzden her yıl Boston Consulting Group tarafından hazırlanan inovatif şirketlerin sıralamasında ilk sıralarda yer alan 3 Amerikan markası olan Apple, Google, Microsoft markalarının yer alması tesadüf olarak nitelendirmemek gerekir.
Markalaşmak ülke ekonomisi için de hayati önem arz etmektedir. Çünkü kendinizi ortaya net bir biçimde ortaya koyabilmeniz sizin katma değer yaratabilmenize, bu da ülke ekonomisine ihracat artışı olarak katkıda bulunabilmenize yardımcı oluyor. Tek etmen elbette markalaşma değil; ancak Güney Kore ile ülkemizin karşılaştırılması bu husustaki atılımların anlamlı görünmesine yardımcı olacaktır. 1960’lı yıllarda Güney Kore’ de kişi başına düşen milli gelir 80 ABD Doları düzeyindeyken, ülkemizde kişi başına düşen milli gelir ise 380 ABD Doları düzeyindeydi. Günümüze kabaca baktığımızdaysa dünya çapında bilinen markalara sahip olmuş olan Güney Kore’nin (Samsung, LG ve KIA bu markalara örnek teşkil eder), GSMH’si 1.129 Milyar ABD Doları, ülkemizdeyse yaklaşık 1.114 Milyar Dolar. İhracatta 466 Milyar ABD Doları seviyesine ulaşmış olan Güney Kore’nin seviyesine ise biz 2023 yılında ancak ulaşabilmeyi öngörüyoruz.
Peki nasıl markalaşabiliriz?
Araştırma-Geliştirme faaliyetlerine önem verip, farklılaşmış, benzersiz ve yeni ürünler geliştirmek için planlar oluşturmalıyız.
-Hem işletme içinden, hem işletme dışından gelen fikirlere önem vermeliyiz. Çünkü günümüzde dünyaca bilinen markaların çoğuna baktığınızda daha önce kimsenin aklına gelmeyen ya da yapılabilir bulmadığı fikirler, yıllar sonra bu markaları oluşturan yenilikçi ürün ve hizmetler olarak karşımıza çıkmıştır.
-Marka inşası ve iletişimi stratejilerini belirleyip, bunlara göre aksiyon planlarını oluşturmalıyız.
-İşletme yönetme mantığımızı günü birlik veya günü kurtarma fikri yerine kısa, orta ve uzun vadede şekillenecek olan zamana yaymalıyız. Markalaşma kısa vadede olabilecek bir şey değildir.
-İşletmelerimizin ilk amacı kâr elde etmek değil, müşteriyi kazanmak olmalıdır.
-Müşterilerin ihtiyaç ve beklentilerini, onlar fark edememiş bile olsa fark etmemiz ve ihtiyaçlarına uygun değerler yaratmamız gerekmektedir. Çünkü pazarlama farkında olunsun ya da olunmasın, ihtiyaçların tatminine yönelik değer üretimidir. Satış ise var olan ihtiyacı karşılar; bu hâliyle de talebi tüketir.Bugün Dünya çapında bilinen markalara baktığınızda müşterilerini iyi incelediğini, müşterilerinin ihtiyaç ve beklentilerini müşterilerden daha iyi incelediklerini görüyoruz.
-Eğer gerçekten global anlamda marka olmak istiyorsak, sadece iç pazarda olan faaliyetlerimiz yanında dış pazar faaliyetlerine de odaklanmamız gerekmektedir. Küresel olarak üretimi ve tüketimi mümkün olan ürünlerde dünya çapında rekabet fason üretimle değil, ne olduğunu bilen ve anlatabilen üretim ve yönetim metotlarıyla mümkün olabilir.
-Marka bilinirliğini ve farkındalığını arttırmanın yollarını bulup ve kullanmalıyız.
-Pazar araştırma şirketlerinin yayınladığı ve tüketicilerin eğilimlerini gösteren trend analizlerini dikkate almalı, müşterinin ve hedef kitlenizin nabzını sürekli tutmalısınız.
Unutmamanız gereken en önemli şeyse markalaşmanın kısa vadede sonuç verecek bir süreç olmadığıdır. Markalaşmak veya marka olabilmek için sabır göstermemiz gerek ve bunun yanında kararlaştırmış olduğumuz stratejilerimizi doğru ve emin adımlarla ilerleyerek, hedeflerimize odaklanmamız bir şekilde uygulamamız çok büyük önem taşıyor.

Bu şekilde gerçekten olmak istediğimiz yerde olmamız mümkün olabilir diye düşünüyorum.

20 Aralık 2011 Salı

2012 Markalaşma Trendleri

  
 2012 yaklaşırken trend konusu ve tahminler her zamanki gibi çoğalır ve tahminler yapılır. Bu tahminlerin çoğusu tutarken,bazıları tutmayabilir ama yinede trendlere göz atmakta ve bilmekte her zaman fayda vardır. Çünkü kendi stratejilerimizden yararlanmak için bu tür trendlerden yararlanabiliriz yada bir anlamda markamızla ilgili geleceği şekillendirebiliriz.

Peki 2012 yılı içinde markaları hangi trendler bekliyor? İşte onlardan bazılarına göz atalım.

   1-Değer vermek anlaşmaktır.
 Farklılaşmış ve inandırıcı marka anlamları çok düşük fiyat stratejilerinden daha karlı ve etkin bir taşıyıcı olur ama aslında sadece tüketicinin marka konusunda''değerli'' yi zihninde  nasıl tanımlamasına bağlıdır. Müşterileri dinlemek için etkili sistemleri kullanmak ve daha sonra müşteri sıklığını kontrol etmek için yollar bulmalısınız.

   2-Sosyal Ağ Güvenliği
 Arkadaşlarınızın satın alma davranışlarınızında öncekinden etkisi daha büyük ancak  marka tanıtım stratejileri gerçekten anlaşılır ve düzgün bir biçimde olursa  marka alanı dışında toplum içinde sadece güvendiğiniz markalar genişleyecek. Markalara daha fazla bağlı olan tüketiciler arayamacaklar, yazmayacaklar veya mail atmayacaklar ancak markalar hakkında konuşmak, kişisel içerik yaratmak ve markalarla etkileşimi arttırmak için sosyal ağ sitelerini kullanacaklar.

  3-Manevi Bağlılık
 Farklılışma giderek markaların duygusal tekliflerinden gelecek. Markalar bunun için kitle işim araçları ve sosyal medya aracılığı  ile kampanyalar düzenleyecek. Kişisel bağlantı kurma ve etkileşim özellikle  bugünün güçsüz ekonomisinde daha fazla ve daha kritik olacak.

  4-Büyük Umutlar
 Markaların tüketicilerin beklentilerine ayak uydurması mümkün değildir.Tüketiciler hergün en son ve en büyük yenilikleri ve geliştirilmiş deneyimleri kabul eder ve hırsla bitirirler. Markaların değerini anlamak için dikkatli gerçek kategori ölçümleri hem markalar için bir yol haritası hem de önemli avantajlar sağlayabilir.

  5-Appvertising
 Akıllı telefon ve tabletlerin pazarının büyümesi sonucu olarak, daha fazla mobil ve sosyal medya uygulamaları  nın etkili kullanımı interaktif bağ yaratarak tüketici etkileşimi ve marka farklılışmasını arttıracak.

 6-Mobilize Para 
Dokunma teknolojisi ve akıllı telefonlar mobil parasal işlemlerinin şansını arttıracak.Buna kısa NFC teknolojisi diyebiliriz.Çünkü tüketiciler kredi kartı taşımak yerine akıllı telefonlarının aracılığıyla kredi kartı yerine NFC teknolojisini kullanacaklar.

 7-Sosyal Sorumluluk ve Pazarlama 3.0
Daha önce blogumda Pazarlama 3.0 konusundan bahsetmiştim. Pazarlama 3.0 ile birlikte markalar sosyal sorumluluk projelerini genişletecekler ve Kosmopolitan Marka olma yolunda ilerleyecekler. Çünkü günümüzün tüketicisi çevreye duyarlı markaların, hem kendisine hemde çevreye zarar vermeyen markalara daha önem vermekteler.


Kaynak:Brand Key


25 Ağustos 2011 Perşembe

Marka Dövmeleri



İnsanların birçoğu markaların onlara güç ve statü kazandıracağını düşündürür ve bazı araştırmalara göre de bazı markaları tercih ederken, bunu dikkate alarak satın alma yaptıkları gözlenmektedir.

Apple ile ilgili araştırma yaparken karşıma çıkan ve üzerime daha çok düşünmemi sağlayan marka dövmeleri... Bazı insanlar markaları severler ve onu her yerde konuşurlar ama bazıları resmen taparlar.

İnsanlar vucütlarına bir markanın dövmesini neden yaptırır? Bunu ona yaptıran neler olabilir? İşte o sebeplerden bazıları

1-Sosyal gruplara dahil olmak: Marka dövmeleri aynı değerleri,ilgileri paylaşan insanların benzer sosyal gruplarla bağ kurmasına yardım eder. Marka dövmeleri gruba ait olan kişilere mesaj gönderir.Eğer bu gruplara üye ise anlayabilirsin.


2-Değerli gruplar bulmak:
Marka dövmeleri müşterilere kişisel değerini hatırlatır. Dövme özel anlamıyla birlikte kalıcı bir rozettir. Dövme sahip olduğu markayla birlikte deneyimler,duygular,diğer topluluklarla bağ yaratmasını sağlar. Dövmenin tek bir resmi karmaşık duygular ve hisler serisini kapsar.

3-İdeallerine bağlanmak: Marka dövmeleri müşterilerinin ideal hayatlarının hatırlatıcılarıdır. Markalar kendine özgü idealler getirir. Buna en iyi örnek olarak Apple markasını verebiliriz. Çünkü Apple markasının kendisine özgü ayrılmaz yaratıcılık,güzellik ve söylemleri vardır.

Ve o dövmelerden bazılarını aşağıdaki resimlerde bulabilirsiniz.








Kaynak:CultBranding





5 Ağustos 2011 Cuma

Nokia N8 ve Viral Pazarlama



Daha önce blogumda Viral Pazarlama ve Örneklerine değinmiştim. bahsetmiştim.

Şimdi ise Nokia N8 ile çekilen kısa animasyon filminden bahsetmek istiyorum.

Nokia N8 ile Galler'in güneyinde olan Pendine Sahilinde 12 Megapiksel Kamera ve Carl-Zeiss Optiğiyle Sumo Science at Aardman animatör grubu tarafından çekilmiş.

Video yayınladığı ilk 24 saat içinde 100,000 üzerinde izlenilmiş. Aynı zamanda bu video Dünyanın En Geniş Stop-Motion animasyonu olma özelliğine sahip olarak rekor kırmış.



Nokia N8 ile çekilen bu viralden önce yapılan hazırlıkları görmek için aşağıdaki videoya bakabilirsiniz.



Stop-motion özelliğini ilk kulllanan marka tabiki Nokia değil... Daha önceden Ben&Jerry's ve KIA tarafından çekilen stop-motion özellikli videolarda mevcut. Onlara da buradaki videolardan ulaşabilirsiniz.





Kaynak:Brand Channel

16 Mart 2011 Çarşamba

Marka ve Rekabet


Bazen markaların kategorilerini düşünüyorum ve kendi kendime diyorumki acaba markalar arasında rekabet,güç gösterisi ve kapışmalar olmasaydı acaba bu kadar iyi ürünler ortaya çıkarmıydı? Bana göre cevabı bence hiç olmazdı.

Bir Coca-Cola'yı düşünün... Coca-Cola'yı Coca-Cola yapan bence Pepsi'dir. Onların arasındaki rekabeti bütün dünya bilir.

Spor giyim markalarından Nike ve Adidas'ı düşününün...

Türkiye'nin en büyük iki takımlarında olan ezeli rekabeti de Galatasaray ve Fenerbahçe açısından düşünün.Yine aynı şekil İspanya takımları olan ve aynı zamanda bir dünya derbisi olan Real Madrid ve Barcelonayı düşünün.

Türkiyenin telefon operatörlerinden Avea, Vodafone, Turkcell markaları sürekli olarak birbirleriyle rekabet ediyorlar ve bunların arasındaki rekabeti sadece güçlü olanlar kazanabiliyor. Diğerleri sıralamada bir alt sırayı ancak alabiliyor.

Hepsinin arasında sürekli rekabet,sürekli bir çekişme var. Bazen bu çekişmeler güzel olduğu kadar bazende kötü olabiliyor. Mesela Reklamcılıktaki ''Anti-Advertisement'' yani Anti-Reklam kavramı bazı markalara ciddi anlamda zarar verebiliyor.

Eğer bir marka güçlü ve en iyisi olmak istiyorsa savaşmalıdır ve kendine rakip bulmalıdır. Hiçbir marka rakipsiz değildir ve her markanın bir rakibi vardır.

Firmalar arasındaki bu rekabetin sürekli olarak devam etmesi, tüketiciyi yeni satınalmalara ve yeni ihtiyaçların ortaya çıkmasına ve aynı zamanda insanların ne kadar yaratıcı olduklarını ortaya koyuyor.

Bunu devletler arasındada düşünebiliriz. Amerika'yı bugün Amerika yapan sadece rakipleridir. Eğer bugün dünyanın hiçbir yerinde bir problem olmazsa Amerika gibi bir devletede ihtiyaç kalmaz.

3 Temmuz 2010 Cumartesi

Her Yönüyle Markalaşma



Markalaşma konusu pazarlamanın içinde önemli konulardan birisidir ki şu anda ülkemizdede birçok şirket bunu yapmaya çalışmaktadır ancak pek çoğu başarılı olmakla beraber bazıları dünya markalar ligine bile giremiyor çünkü sadece ulusal olarak bir marka kalıyor. Bugün RSS okuyucuma göz atarken about.com'da bir yazıyla karşılaştım ve her yönüyle markalaşmanın adımlarını okudum

Bakalım markalaşmanın adımlarında neler varmış

Adım 1: Marka kişiliğinizi ve değerini,şirket kültürünü senkronize edin

Ayrıştırmayı yaparken İnsan Kaynakları ve Pazarlama Departmanınız şirketin içsel ve dışsal ortak değerlerini senkronizasyonda sağlamalıdır.

Adım 2: Çalışanlarınızı markanızın arkasına alın

Markanızın değer kriteriyle beraber işe alımları ve ödüllendirmeleri belirleyin. Etkin marka vaadi temsil edecek doğru beceri ve kabiliyetleri arayın.

Adım 3: Markanızın değerini ve davranışlarını tekrar tekrar açıklayın.

Markanızın sözünü yansıtacak,markanızın davranışlarını açıklamak ve markanızın değerini güçlendirmek için içsel iletişimi kullanın.İkinci bir nitelik oluşana kadar bunu yapın.